Alemi derinden sarsacağız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alemi derinden sarsacağız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23.09.2012

Alemi Derinden Sarsacağız-2 (Kaldığı yerden)


             Bizim Abdurrahim’i kafasından vurdular, beyni etrafa savruldu. Bu arada adı Abdurrahim’di bizimkinin. Belli ki söylememiş. Söylemez de zaten. Biz ona şişman deriz. Süper kahraman hesabı. Şişman piç. İki yüz kilo var herhalde. Bizim burada da torbacılık yapıyor. Öyle bakmayın arada sırada dediğine. Tekmil müptezel amcık. O yüzden kahraman. Sivil hayatta uçmuyor ama kafa güzelken gör, piii! Onu siktim, buna kaydım… F-16 pilotu mübarek. Kesin şu sevdiğimi el aldı geyiğini de yapmıştır. Yaptı değil mi? Piiiiç! Hikaye amına koyayım. Bir gün bunun kafa yine taşşak. Hatunun biri geçiyor sokaktan. Şöyle bir dönüp bakmış. Bizim Şişman da tutturdu “Aga bundan sonra bu benimki” diye. Öğrendik kız nişanlı. Dedik “yapma, etme.” Bir ay sonra düğün. Kız evlendi. Dedi, kaçıracağım. Kızın da haberi bile yok bizimkinden. Neymiş? Bir kere bakmışmış. Yalancı pezevenk. Ama şimdi doğruya doğru, delikanlıdır. Ona laf yok. Şimdi anlatamayacağım, çok güzelliği olmuştur bana.
                Kapıdan tam çıktık, önde şişman, arkada ben. Diğerleri arkamızdan geliyor. İki tane polis arabası durmuş kapının karşısında. “Elleri kaldır! Ellerini kaldır!” diye bağırıyor. Şişman dondu kaldı. Kıpırdamadan duruyor öyle, ağzı açık. Bu dünyanın bir kuralı vardır, durup bekleyeni affetmezler. İki saniye sonra dünyadan bir yağ tulumu daha eksilmişti. Beynini uçurdular. Önüme düştü. Tabii bizimki harbiden şişman olduğundan, önde siper gibi duruyordu. Yere düşünce ben de eğildim. Sipere yattım anlayacağın. Nasıl o anda akıl ettim anlamadım, bizim ölü lavuğun silahını alıp, gerisin geriye topuk. Hep beraber koşturuyoruz. “Nereye!” Arkada malların giriş-çıkış yaptığı bir kapı daha varmış, oraya! Şimdi bu polislerin de işi gücü yok ya, doluşurlar buraya. Yok yere ekşın. Kapıdan çıktık.
                Hemen orada ikiye bölündük. Ben, Ali’yle fırladım. Bir baktım, polisler köşeyi tutmuş. Hemen solda otoparkın oraya hamle ettik, burayı da tutmuşlar. Sikeyim böyle işi. Yemin ediyorum işi gücü yok bu polislerin. Ulan dışarıda bir sürü, hırsız, uğursuz var. Onların peşine düşsenize amına koyayım. Sanki biz teröristiz!
                Çıkış yolu yok. Çatışacağız. Çektik silahları. Başladık döktürmeye. Özel tim, mözel tim… herkes burada lan. Hahhahah! Film gibi resmen. İyi de nişan alıyorlar ha. Biz de öyle işte havaya, toprağa… Bir döndüm Ali arkama pusmuş, titriyor. “Lan oğlum sıksana sen de. Sikecekler bak belamızı.” Cevap yok. Gerçi onunda suçu yok, kafamızı çıkaramıyoruz. Otomatik makinalılarla, taşı deliyorlar. Bir ara bir kurşun yağdı üzerimize, dedim, rahmet yağıyor. Nasıl toz, toprak kalktı! Bir daha döndüm, Ali yatıyor. Kan revan. Altını da ıslatmış. Kaldık mı bir başımıza. Yarım akıllıyı yanına alırsan böyle olur. Öyle ölünür mü lan hemen? İki kurşun sıksaydın. Bak bana!
                Artık gözüm bir şey görmüyor. Duvara dayandım. Tek elim dışarıda, sıkıyorum. Nereye giderse… Şarjör bitiyor, değiştiriyorum, sonra yine sıkıyorum. Hay anasını sikeyim! Ulan Şişman! Niye öldün lan!
                Deli sikmiş gibi mermi yağdırıyorum…
                Amına kodumun Şişman’ı! Ölürken en son “koyayım” mı, “amına mı koyayım” öyle bir şey dedi. Hala koyuyordu demek piç!
                Resmen kurşun sikiyorum. Dan! Dan! Dan! …
                Deli meli seviyordum. Gözümün önünde öldün lan!
                Şarjör değiştirirken bir baktım elimdekine, Şişman’ın silahı! Daha iştahla sıkıyordum.
                O ne lan? Ne oluyor bana! Bir dakika! Niye ağlıyorum lan!
                Bir yandan sarsıla sarsıla ağlayıp, bir yandan da her küfre bir mermi! Her küfre bir mermi! Amına koyayım!
*             *             *
                Gözlerimi bir açtım, beni bir odaya almışlar. Sandalyeye oturtup, ellerimi de arkadan bağlamışlar. Takım elbiseli –ama kravatsız- üç beş herif dolanıyor. Kim lan bu herifler? Sikmeseler bari!
                “Aha ayıldı, ayıldı lan!” diye birbirlerini dürtüp beni gösteriyorlar. Ayaktakilerden biri geldi yanıma. Eğilip, çenemden kafamı kaldırdı. Evet, gözlerimin içine bakarak tam olarak  şöyle dedi, galiba, “Uyandınız mı haşmetlim?” Hemen ardından suratıma bir koydu! Anam, o ne yumruk! Ben hayatımda böylesini yemedim. Sandalyeyle uçtuğum gibi tekrar bayılmışım.
                                                               *             *             *
                “Konuş lan! Kimsiniz siz?”
                “Vallahi kimse değiliz abi!”
                “Lan oğlum dayağa doymadın mı? Söylesene adınız ne, kimsiniz?”
                Ulan saatlerdir, yediğim dayağın haddi hesabı yok. Bir de tutturmuşlar “kimsiniz?” diye. Adımı söyledim bir daha dövdü. “Benim adım Laz, abi” dedim, “Kod adın Laz mı?” dedi. Kod adı ne lan? “Mahallede arkadaşlar öyle diyor abi” Çat! Bir tokat. “Abini siktirtme bana!” Pat! Bir yumruk. “Örgütün adı ne lan!” Bir sol kroşe! Dişlerim ağzımda. Bir aparküt! Dişler boğazda!
                “Cepheli misiniz? Partili misiniz? Köylücü müsünüz? Allahsız mısınız? Kimsiniz ulan!”
                Ne bağırıyorsun lan kulağımın dibinde? Kimseyiz biz! Çirkiniz! Yoksuluz! Yoksunuz! Modadan anlamayız! Kahve içmiyoruz! Şarap çeşitlerini bilmiyoruz! Tırnaklarımız pis! Gövdemiz terli!… Dünyanın, en sikik mahallelerinde yaşayan, rantın kurbanı, raconun elinde… Memleketin en rezil işlerinin reva görüldüğü, üstüne bir teşekkür bile alamayanlarız abi. Sen onca pis işi yap, insanlar seni görmezden gelsin. Görünce tiksinsin. Biz yokuz abi. Biz hiç kimseyiz. Sonra, niye bu kadar sert vuruyorsun abi. Başım ağrıyor. Babamdan bile bu kadar dayak yemedim lan ben! Hay amına koyayım. Yine ağlamaya başladım lan. İyice topoş oldum… Kimse sormadı bugüne kadar “Aga sen kimsin hele” diye. Şimdi gidip, beş-on zengin piçini vurduk diye polis dikkate alıyor bizi. Demek beş-on daha götürsek… Yok lan en iyisi, şu kodomanların gökdelenlerinden birini havaya uçur, iyice reklam yap! Aloo, yaşıyoruz biz! Buradayız amına koyayım! Aynı şehirde! Vay anasını, resmen dayak yedikçe kafam açıldı ha! Bir iki tane daha vur abi! Yalnız şu ağlama meselesini çözmek lazım. Bir ağla, bir bayıl, bir ağla, bir bayıl! İyice yalama olduk! Ne lan bu!
                “Lan yavşak! Ne bakıyon suratıma mal mal! Napacan lan? Hı? Hı?”
                Saçımın diplerinden tutup çekiyor piç. “Aaaah! Laaan! Dur! Tamam!” Durdu. Suratıma baktı. “Tamam söyleyecem, yeter ki dur! Ben hayatımda böyle dayak yemedim!”, “Lan kes de zırlamayı söyle! Ne örgütün adı, kimsiniz siz?”, “Abi biz…bizim…örgüt”, “Lan!”, “Alemi derinden sarsacağız!”, “O ne lan!”, “Örgütün adı abi. Alemi Derinden Sarsacağız!”, “Güzel!”
Bu kadar mı lan? Bu muymuş? Sonunda bitti lan. Dayak yok ha! Bir daha böyle bir işe kalkanı siksinler. “Güzel! Demek sarsacaksınız? Şimdi söyle bakayım, örgütün başı kim, diğer eylemleriniz neler?”, “Ne!”, “Alemi derinden sarsacağız… Anlat bakalım örgütü.”
Hassiktiiiir!
                                                               *             *             *
4-5 gün oldu,  beni hala kodeste tutuyorlar. Ne gazete, ne televizyon, ne cigara… Bir başıma bekliyorum öyle. Sonra birileri geldi, bir zaman sonra. Kapıyı açtılar. Bir de baktım, Civan. Gözlerim yaşardı. Bunu da pis dövmüşler. Ağzı, burnu yamulmuş. Hoşbeş, sarılmalar falan. Sonra anlatmaya başladı. Herkes memlekette bizi konuşuyormuş, ADS terör örgütü diye. Tevfik’le Horoz’u vurmuşlar. Kerim’le Tevfik’den de haber yokmuş. Onları da öldürmüşlerdir diyor. İşte tam o anda beynimden gıcırtılar geldi. “Ne yaptık?” ilk o an anladım. O da fark etti yüzümden. Birbirimize baktık. O gün hiç konuşmadık. Ertesi gün de. Sonraki gün, saat kaç bilmiyorum. -Nerden bilecem, ne güneş var, ne ay!- Civan konuştu: “Alemi Derinden Sarsacağız ne amına koyayım!”, ”Ne bileyim lan aklıma ilk o geldi.”, “Aklına sıçayım. O ne lan öyle!” Tam “keşke söylemeseydim, pişmanım, çok pis dövdüler” diye ağlanacakken: “Ben olsam “Kovboylar” falan derdim. “Nasıl”,  “Çekilin yoldan, vahşi batıdan geliyorlar, ananızı sikecekler”, hesabı.” Göz kırptı, gülmeye başladı. Nasıl kahkaha atıyor anlatamam. Sonra ben de tutamadım koyverdim.
 Kaç saat kahkaha attık bilmiyorum. En son yapacağımız şeyi en son yaptık. Çok güzel güldük, üstüne de bir sigara. Civan: “Sence artık bitti mi?”, “Yok daha değil.”, “Nasıl?”, “Çünkü, herkes daha cezasını bulmadı. Yine, düzülmekten beli bükülmüş güneşe hasretler dellenir. Ortalığın anasını sikerler.”, “Çıkınca mafya kuralım.”, “Kuralım anasını satayım!”

31.08.2012

Alemi Derinden Sarsacağız!



 
Semtimiz, İstanbul'un güzide, yoksul bir mahallesindedir. Ama öyle filmlerdeki, dizilerdeki gibi şen şakrak değil. Kavgası, dövüşü eksik olmaz. Zaten o semtleri nereden buluyorlar da, amcıklar, dizi yapıyorlar hiç kafam basmaz. Dedikodusu, fitnesi, fesadı...gırla. Ama yine de severiz semtimizi. Güzide semtimizin güzide delikanlılarıyız sonuçta. Afili falan da değiliz, ayrıca o lafa gıcık oluruz.
Neyse, eğer bir gün böyle bir semte gelirseniz, bir köşe başında görebilirsiniz bizi. Elimizde cigaralık, zaten allahın emri, kafamızda türlü hüzün. Kerim türkü söyler. Sesi bi yanıktır bi de picin.
Rıfat var, tilki. Yanık olduğu bi manita var, anladın mı, hatun buna pas vermiyor. Hatun dediysek yenge. Yenge dediysek, orospu bir gün buna “Dolanma lan peşimde, serseri!” demiş. Bizim lavuk da o “serseri!” lafına içerlemiş. Her akşam bizle cigaralıkta. Tevfik var sonra. Lise bitince babası konfeksiyon atölyesinde işe sokmuş, zorla. Zanaat öğrensin, eli ekmek tutsun amcığın diye. Dertli yani o da anlayacağın. Sonra, Ali var. Askerden yeni geldi. Serserilik yapmasın artık, askere gitsin de adam olsun diye onu da askere yolladıydılar. Kafa yarım geldi piçin. Dağda savaş mavaş yapmış. Arada kafa oldu mu anlatır: “Şöyle adam kestim, şöyle doğradım, kralıydım lan dağların!” diye. Ama biz biliyoruz da belli etmiyoruz işin aslını. Bir gün, bunların karakola baskın olmuş. Ortalık toz duman. Dört saat sürmüş. Bizimki ortalıkta yok. Önce öldü sanmışlar. Sonra komutanla bunu dolapta bulmuşlar. Korkmuş bizim zavallı. Ne bilsin? Bizim burda gördüğü manca sustalı sallama... Koca koca mermileri görünce altına sıçmış. Yediremiyor da anlatıyor işte. Bu da gidik anlayacağın. Ben de işte peder desen, sizlere ömür. Okul hak getire. Arada cigaralık işine girip yolumuzu buluyoruz. Bir de manita vardı. Gözleri ahu, afet-i devran. Onun da bende gönlü vardı da, başkasına verdiler. E biz fakiriz ya amına koyayım. Napsın, gelsin bizle sürünsün mü? Neyse işte öyle dizilerdeki gibi değil bura. Her gün dert her gün kahır. Başkasının zoruyla bi tarafından bu boktan hayata tutturulmaya çalışanların hüznü. Öyle yuvarlanıp gidiyor işte.
Kafa dağıtmaya desen arada Taksim yaparız. Bi mekana gitsek, göt oğlanı güvenlik almaz. Tipimiz bozuk ya... İki manita kesecez altı üstü ha. Mekanın ortasında tutup sikecez sanıyor herif. Gerçi arada insafa geldikleri oluyor ya da bi şekilde giriyoruz. Sonra içerde dallamanın biri çıkıp illa arıza yapıyor. Sonra karga tulumba tekrar dışarı. Dışarıdan içeriye giremiyoruz amına koyayım. E sonunda biz de kestik ufaktan ayağı. Allah'a da gitmiyor yolumuz. Ben zaten çoktan kestim ilişkiyi. Samimi değilim yani. Yoksa orada dursun. Bir gün dedm: “E artık yapacaksan yap Allah'lığını, daha ne kadar bekleyeyim. Sürünüyoruz görmüyor musun?” Baktım ses seda yok. Aynı tas aynı hamam. Ondan sonra ben de dedim: “ Yok arkadaş bundan sonra meraba, meraba”, o kadar.
Bir gün, yine bizim köşede yapıştırıyoruz üçlüyü. Kafalar gidik. Konu konuyu açtı. Olacak gibi değil. Nerden çektiysek batıyoruz amına koyayım. Göt hep açık. “Şu hayatta bir biz miyiz?” dedik. “Bir bize mi taşı toprağı kelek İstanbul?” Bir bize kelek. Bir biz, sik elimizde doğmuşuz.
İlk fikir kimden çıktı bilmiyorum. Sonra herkes onayladı. Birbirimize baktık, dedik “Ortalığın anasını sikeceğiz.” Ertesi gün yine cigaralıkta sekiz kişi varız. Biz de böyle. Yapacağız dedik mi yaparız. Ben, Ali, Horoz, Laz, Tevfik, Rıfat, Kerim bir de Kerim'in kardeşi civan. Biz ona öyle deriz. Hepimizin en küçüküğü, en mangalıdır civan.
Herkes babalığını falan ne bulduysa almış gelmiş. 6 şarjör, 4 tabanca varç. “Piii!” dedim. “Bu akdar mıyız?” Kahveye gidip eskilerden bi abiyi bulduk. 4 tabanca daha, 7 de şarjör. Rica minnet, “Akşam getiririz abi, ufak bi iş” deyip çıktık. Çıktık ama ne yapacağımızı kimse bilmiyor. Ben dedim herhalde mafya falan kurarız. Taktık belimize, yürümeye başladık. Herkesin yürüyüşü değişti tabi. Gözü parlıyor. Belde emanet durunca... “Hah şöyle “ dedim. Horoz lafa girdi “Hadi ortalığın anasını sikecek bir yer bulalım.” Kerim: “Bulalım amına koyayım.” Yürümeye başladık. Büyük bir alışveriş merkezi var bizim burda. Hemen daldık içeri. Herkes sarhoş gibi. Ne yaptığını bilmiyor. Cigaradan mı bilmiyorum. Ama ben hiç bi cigaralıkta bu kafayı yaşamadım. “Sikecez ortalığı!”
Kapıda güvenlik, göt göt bakıyor. Tam ağzını açıyordu, Laz çekti silahı, gözü kıpırdamadı. Bizim göt yerde. Dedim “ Oğlum naptın?” Dedi “Kral biziz bugün, filmlerdeki gibi.” İşte şimdi semtimiz filmlere benzemeye başladı. Şimdi, dünyanın çevirip çevirip siktiği, yalama götler, ortalığın anasını sikecek.
Kimse “gıkl!” demedi. Demiştim, bizde böyledir. Bir yola çıktık mı, ucunda ölüm de olsa geri dönüş yoktur. Baktım karşıdan zengin lavuğun biri koşuyor. Piç! “Taşaklara dört kurşun? Ölü!” Meksika uyuşturucu liderlerinden birinin oyunuymuş bu. Çığlık atarak fahişenin biri önümüzden koşarak geçiyor. “Memelere bir kurşun? Belirsiz.” Bu bizim tilkiydi. Bağırdı “Serseri ha! Amını siktiğim” Alışveriş merkezinin marketine daldık. Niye daldık, nasıl oldu anlamadım. Kimse konuşmuyor, herkes aynı şeyi yapıyor. Kafaya bak! Baktım Laz, kasalardan birindeki hatuna gitmiş, paraları istiyor. Bir yandan da msn adresini veriyor. “Ulan lavuk!” Ben de öbür kasaya gittim. “Paraları poşete koy sikerim belanı!” Kasanın altından ellerini kaldırarak, bir manita çıktı. Masmavi gözler. “Öhöm, lütfen kasdaki paraları verir misiniz, sevgilim?” Şimdi gerçekten kibar oldu. “Kafanıza silah doğrultmayı gerçekten istemezdim ama işte görüyorsunuz...” Yerde yatanları gösterdim. Hemen paraları poşete doldururken, söylediklerimle ilgilenmiyor gibiydi. Korkmuş tabi. Yoksa neden ilgilenmesin? “Farkındayım yeri değil ama gözlerin beni uçuruyor. Eğer kabul edersen, ayağını Doğan'dan Şahine' değdirmem. Benimle evl...” Teklifimi bitiremeden kafası güm! diye patladı. Bu gerçekten ayıp oldu. Yani, benim gibi kibar biri, birine kibarca yaklaşıp (lan bile demeden) evlenme teklifi ederken kafanı patlatmakta neyin nesi? En azından bitirmemi bekleseydin. Tilki'nin silahından duman çıkıyordu hala. Bir tane de göbeğine sıktı. Dan! “Serseri ha!” Bu herif harbiden takıntılı. Tam evleniyordum lan. Yapılır mı? Gerçi hatunun bağırsaklarını dışarıya fırlamış görünce soğudum birden. Kızamadım bizimkine.
Bu sırada bizimkiler durmuyor, ortalığın harbiden anasnı sikiyor. İnsanlar çığlık çığlığa. Kan revan. Saate baktım. Tam 14 dakikadır ortalığın anasını sikiyoruz. Dört poşet dolusu parayla koşmaya başladık. Diğer iki poşet de “Damadın kardeşi civandan!” Poşetleri kaldırıp aynen böyle bağırdı. Gülüyor piç. Hepimiz gülüyoruz. Tam deli gülüşü. Koşarken, iki kişi karşıdan koşarak çıkmaya çalışıyor, bir anda yere yığıldılar. Bizimkiler mermiyi bol buldular saçıyorlar amına koyayım.
Kafamda tamamen rakılı, peynirli, kemanlı şenlik var. “Aksaray'ın paket paket taşları!” Tam kapıdan çıkarken, yerde yatan göt güvenliği gördüm. Bir tane de ben sıktım puşta. Her şeyin bu piçin yüzünden başladı. Kapıdan çıkım.
İşte tam bu anı filmlerden hatırlarsınız. Bir elimde poşet dolusu para, öbür elimde tabanca. Kapının önünde yüzlerce polis. O kadar olmayabilir. Muhtemelen abartıyorum. Her şey ağır çekim. Kafamı bir çevirişim en az yirmi saniye. Polis arabalarının lambaları. Yüzlerce namlu bana çevrilmiş. Muhtemelen abartıyorum. Asfalt ayağımın altından kayıyor. Bir saniye sonra gözlerimi bir açtım, gökyüzü. Masmavi. Güneş'in de dibi. Vay amına koyayım! Yanağımdan girdi kurşun, yuttum. Neredeyse kafamdan vuracakmış orospu çocuğu. Filmde olsaydı mermiyi ağzımla yakalamıştım. Ama merak edenlere söyleyeyim: Merminin tadı harbiden bok gibi. Umduğum gibi değil en azından. Ama bir şey söyleyeyim mi, çok rahatladım. Yüzümdeki gülümsemeyi görmeliydiniz. Sanki birazdan tacımı takacaklar. “Vakit vakit, incelen vakit.” Her şey işte bu kadar çabuk oldu ve bitti. En azından benim için. Ağımzdan çıkan son söz, şu olmuş, gülümseyerek: “Kral biziz amına koyayım.” Duymuşlar. 

HÜLAGÜ LEBLEBİ